Okyar Tahaoğlu

"Durmak istiyorsan sağlam dur. Yürümek istiyorsan çabuk yürü."

Genel

Girişimciliğin önündeki en büyük engel….

 

Girişimcilik bir cesaret işi, tutku ve gerçekleri görebilme işi. Ve bunların bir dengesi. Girişimci gerçekçidir, pazarın durumunu, ülkedeki potilik ve ekonomik durumu tam anlamıyla objektif bir açıdan görür. Hesap kitap bilir. Fikrine insanları ortak ederken, yatırımcının parasıın isterken gerçekçi ayakları yere basan bir konuşma yapar yoksa zaten hiç kimse onu takip etmez. Diğer yandan tutkuludur, hatta bu tutku bazen gerçekleri zorlukları görmesine engel olabilir. Başarılı girişimci tutkusunu yaşatmayı ve apaçık önünde duran zorlukları aşmayı deneme cesaretini gösterir.

Embed from Getty Images

Peki ülkemizde girişimci olmak kolay mı? Dünyanın hiç bir yerinde kolay olmayan bu deneme, bizde biraz hatta çok daha zor. Neden mi? Şimdiye kadar tanıştığım girişimcilere her fırsatta bunu sordum. Vardığım sonucu paylaşayım. Öncesinde belirteyim yatırımcı bulamama veya geç bulma, ortaklar arasında anlaşmazlık, ürün-pazar uyumsuzluğu, fonların azlığı, vergi yükü, sabit giderler gibi girişimlerin başarısızlık nedenlerinden bahsetmeyeceğim. İşin daha çok sosyal, duygusal ve psikolojik yönünü ele almaya çalışacağım.

  • Girişimciliğin önündeki en büyük engel iş garantili ve yüksek maaş veren kurumsal firmalar. Gençler startuplar yerine kurumsal firmaları tercih ediyorlar. En azından ilk iş olarak kariyerlerine kurumsaldan başlıyorlar. Bankalar, mobil operatörler, global teknoloji ve perakende firmaları ilk işe girişte düzenli maaş, yan sosyal haklar ve eğitim olanakları ile gençleri hemen kapıyor.
  • Aile desteği. Evli olanlar için eşleri daha garanti bir iş tercih ediyor. Girişimcinin, ikna etmesi geren ilk kişi eşi oluyor. Neden bu işin tutacağını, ne kadar zamanda para kazanacağını ve kurumsal bir işten daha fazla kazanmaya başlayacağını ispat etmesi gerekiyor. Herşeyden önemlisi bunu denemezse mutsuz olacağını, işi başardığında mutlu bir insan, mutlu bir eş olacağını anlatması gerekiyor. Eğer evli değilse durum daha kolay. O zaman da 1. maddedeki gibi neden bir kurumsal işe girmediğini anne ve babasına anlatması veya bir startta çalıştığını gizlemesi gerekiyor.
  • Yeterli iş çevresi olmaması, network. Herşey ilişki ile ilerliyor veya ilerlemiyor. Bir girişimci yeterli satış ve pazarlama yapma gücüne ve ekibine sahip değilken, ilk müşterilerini arkadaşları ve onların tanıdıkları sayesinde bulması gerekiyor.
  • Özel okul ücretleri. Deneyimli kişilerin girişimci olamamasına en büyük engel çocukların gittiği özel okul ücretleri. Kendileri de okuyarak bir yere gelen anne babaların ilk yaptığı işi çocuklarını devlet okulu yerine özel okula göndermek. Böylece uzun yıllar sürecek okul ödemeleri başlıyor. Bu maliyeti karşılamak için kurumsal bir şirkette çalışmaya devam eden insanlar da girişimcilikten uzaklaşıyor.

Aziz Nesin’in Ah Şu Sinekler Olmasa hikayesi meşhurdur. Hayatının eserini yazmaya niyetlenen birinin sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için bu büyük esere bir türlü başlayamamasını anlatır. Okul hayatından yaşlanıncaya kadar hikaye ilerler, hikayeyi okurken insan bir yandan gerilir bir yandan da güler. En sonunda tüm bahaneyi sineklere atar. Biz de; Ah şu sinekler olmasa ne çok girişim olurdu ülkemizde diyebiliriz. Sonuç girişimciliğin önündeki en büyük engel henüz harekete geçmemiş girişimcinin ta kendisidir.