Okyar Tahaoğlu

"Durmak istiyorsan sağlam dur. Yürümek istiyorsan çabuk yürü."

Dijital

İnsana güvenen iş modelleri ve kripto para

 

Dijital ekonomi diye adlandırdığımız teknolojiyi sonuna kadar kullanan yeni iş modellerinin en temel özelliğinden biri insana güvenmesi. Bunu ilk kez 2000 yılında Amazon’dan sipariş verdiğimde yaşamıştım. Sipariş ettiğim iki kitap elime ulaşmayınca müşteri hizmetlerine e-posta göndermiştim. Gelen yanıtta kitapları tekrar gönderdiklerini söylemişlerdi, sonra birer hafta arayla kitaplar elime ulaşmış, fazladan gelenleri geri göndermek istediğimde sizde kalsın demişlerdi. O günden sonra Amazonda markası aklımda beni tanımasa dahi bana güvenen bir marka olarak yazılı kaldı.

Müşteri haklıdır, iyi niyetlidir, dürüsttür.

 

Bugün uber, bitaksi, gittigidiyor, n11 gibi yeni nesil tüm bu şirketlerin iş modelinin temelinde alıcıya güvenmeleri yatıyor.  Taksi sürücüsü sizi uzun yoldan mı dolaştırdı, fazladan bavul taşıdığını söyleyip ek ücret mi tahsil etti, çağırdığınız taksiyi son dakikada iptal mi ettiniz, fark etmez. Siz haklısınız, paranız ya iade edilir ya da hesabınıza bir sonraki yolculukta kullanmanız için yüklenir. İşte bu! Güç şirketlerden kullanıcılara geçti.

Derken… şimdi kripto paralar ile bunun farklı bir versiyonunu yaşıyoruz. İnsanlar kripto paraları gözü kapalı satın alıyorlar.  Bu sefer alıcılar satıcılara koşulsuzca güvenmeyi seçti. Kripto  para üreten insanlar iyi insanlardır. Arkadaşları ile biraraya gelmişler, bir white-paper yazmışlar, geleceğin Amazon’u, Facebook’unu kuruyorlar ve bizi ortak olmaya çağırıyorlar. Bunlar iyi insanlar,  paramı nereye gittiğini bilmesem de gönderirim, yatırım yaparım, karşılığında ne olduğunu anlamadığım coinlerimi bana gönderiyorlar. Göndermeseler de giriş yaptığımda görebileceğim bir site yapmışlar. Bu hikayenin içinde olmak istiyorum…. Bu düşünceyi satın alanlar kripto paralara hücum ediyorlar. İnsana güvenmek karşılığında büyük bir kazanç elde edip geleceği kuranlar arasında olmanın manevi tatminini yaşayacaklar. Belki de tanımadığı insanlara güvenip dünyanın en büyük sosyal müdendislik vakasının içinde mağdur olacaklar.  Sizce bu iki olasılıktan başka bir yol var mı?